Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Çocuk klasikleri

Çocuk kitabı ciddi bir iştir Edebiyat yayıncılığı zor bir iş, hem maddi hem manevi anlamda. Çocuk edebiyatı yayıncılığı çok daha zor, ciddiyet, profesyonellik ve iş ahlâkı isteyen bir iş. Bunlardan herhangi birinin eksikliğinin vereceği zarar ise büyük. Çocukların zorla değil isteyerek, severek kitap okumasının hayalini kuran anne-babalar, öğretmenler olarak onlara "doğru" kitabı almamız çok önemli. Doğruyu bulmak ise her zaman kolay olmuyor. Yayıncılık seçkin bir sektör, okumuş etmiş insanın, yazarların çizerlerin işi diye düşünmemek lazım. Sonuç olarak ticaret her zaman ticarettir ve iş ahlâkı konusunda çok da iyi bir yerde olmadığımız gayet açık. Evet, canlı bir sektör, genç nüfusun da katkısıyla özellikle son on yılda hızla büyüyen bir sektör. Bu büyümeye karşın denetlenmeyen ve suistimale açık bir sektör. Bu yazıda günümüz çocuk edebiyatından çok özellikle okulda önerilen çocuk klasiklerinden, her çocuğun mutlaka okuması lazım diye düşündüğümüz, unutamadığımız kült kitapl…

Carson McCullers ve Aşka Dair

Sevmek mi sevilmek mi? Facebook’u terk edeli beri eski öğrencilerimle instagram’dan takipleşiyoruz. Çoğu üniversitede, bazıları bitirdi, bazıları çalışıyor, bazıları dünyayı geziyor. Bayağı duygulanarak bakıyorum fotoğraflara, o günleri özlüyorum, ne de olsa öğretmenlik daha "mutlu" bir meslekti o dönemler. Bir yandan zamanın nasıl bu kadar çabuk geçtiğini anlamaya çalışıyor, bir yandan iyi ki bugünlerini gördüm diyorum. Önümüz Sevgililer Günü, hiç kutlamamış olsam da, kapitalizmle ilişkisinden hiç hazzetmesem de sık sık aşk ve sevgi üzerine düşünüyorum bu aralar. Neden? Çünkü bahsettiğim eski öğrencilerimin hemen hemen hepsi âşık. Nasıl oldu bilmiyorum, nasıl denk düştü onu da bilmiyorum ama bir anda sarmaş dolaş fotoğraflar, şiirler, mutlulukla parlayan yüzlerle doldu telefon ekranım. Şimdilerde öğrencilerimin sevgililerinin fotoğraflarını büyütüp kendi kendime "İyi birine benziyor." diyorum, "üzülmesinler" istiyorum. Şu an fotoğrafların üzerine birer ka…

Kabuk

Aile denen yalan... Zeynep Kaçar tiyatroseverlerin yakından tanıyacağı bir isim. Birçok oyun yazmış, ödüller almış bir tiyatrocu. İlk romanı Kabuk’ta bir aileyi, bu ailenin kadınlarını toplumcu ve feminist bir bakış açısıyla lime lime ederek anlatıyor. Yazarın dramaturji bilgisi romanın ustalıklı kurgusunda, detaylarda kendisini belli ediyor. Olay örgüsünde tek bir ilmek bile ucu açık bırakılmıyor, okurun zihninde soru işaret uyandırabilecek her şeyi yazarın önceden düşündüğünü ve yeri geldiğinde yanıtını verdiğini görüyoruz. Roman üç farklı anlatıcıya sahip, anneanne Sabiha, kızı Sezin, torunu Füsun. Üç anlatıcı doğrusal bir zaman çizgisine bağlı kalmadan, bazen bilinç akışı biçiminde , bol duygusal patlamalarla anlatıyorlar hikâyelerini. Yavaş yavaş yıllara yayılmış olay örgüsü, karakterler gözümüzün önünde canlanmaya başlıyor ve kurgu hızlanıyor. Bol kız kardeşli, bol kadınlı, az erkekli bir roman bu. Kırım göçmeni bir ailenin iki kızı Saliha ve Sabiha, Saliha’nın kızları, Sabiha’nın…

Berber

"Daha kötü ne olabilir?" derken... Tayfun Pirselimoğlu’nun geçtiğimiz eylül ayında yayımlanan romanı Berber’i okuyarak edebiyat adına çok hayırlı ama ruh hâlim için o kadar hayırlı olmayan bir şey yaptığımı düşünüyorum. Ruh hâlimden bahsetmemin sebebi yazdıklarının aynı bugüne benzemesi, betimlediklerinin bundan daha sonra yaşayacaklarımızın korkunç bir provası olması... Zaten distopya gibi bir ülkede yaşarken bir de bu ortamın daha beterini bir kitapta okumak o sıkıntıyı ikiye değil dörde katlıyor diyebilirim. O nedenle Berber kolay okunabilen, kolay hazmedilebilen bir roman değil. Taşıdığı Kafkaesk unsurlar ve yarattığı bunaltıcı atmosfer nedeniyle sık sık ara verip sindirmek gerekiyor. Neyse ki Tayfun Pirselimoğlu'nun çok temiz bir dili, doğal diyalogları ve hep tanıdık bir yerleri anlattığı hissi veren ve okuyanı kolayca içine alan ustaca betimlemeleri var da içeriğin ağırlığına karşın roman su gibi okunup gidiyor. Birinci tekil kişiyle ve kahraman bakış açısıyla yazıl…