27 Şubat 2017 Pazartesi

Çocuk klasikleri

Çocuk kitabı ciddi bir iştir
Edebiyat yayıncılığı zor bir iş, hem maddi hem manevi anlamda. Çocuk edebiyatı yayıncılığı çok daha zor, ciddiyet, profesyonellik ve iş ahlâkı isteyen bir iş. Bunlardan herhangi birinin eksikliğinin vereceği zarar ise büyük. Çocukların zorla değil isteyerek, severek kitap okumasının hayalini kuran anne-babalar, öğretmenler olarak onlara "doğru" kitabı almamız çok önemli. Doğruyu bulmak ise her zaman kolay olmuyor.
Yayıncılık seçkin bir sektör, okumuş etmiş insanın, yazarların çizerlerin işi diye düşünmemek lazım. Sonuç olarak ticaret her zaman ticarettir ve iş ahlâkı konusunda çok da iyi bir yerde olmadığımız gayet açık. Evet, canlı bir sektör, genç nüfusun da katkısıyla özellikle son on yılda hızla büyüyen bir sektör. Bu büyümeye karşın denetlenmeyen ve suistimale açık bir sektör.
Bu yazıda günümüz çocuk edebiyatından çok özellikle okulda önerilen çocuk klasiklerinden, her çocuğun mutlaka okuması lazım diye düşündüğümüz, unutamadığımız kült kitaplardan bahsetmek istiyorum. Birbirin ardına açılan yayınevleri, basılan binlerce kitap, aynı kitabın on farklı baskısı, kafası karışan veliler, peki, hangisini, nasıl seçmeli?
Öncelikle klasikler için şöyle bir problemimiz var: Bir yazarın ölümünün üzerinden 70 yıl geçtiğinde telif hakkı ortadan kalkıyor. Bu demektir ki o yazarın her eserini herhangi bir yayınevi kimseye telif ödemeden yayımlayabiliyor. Bu kültür ve sanat tarihi açısından yararlı ama bazı sakıncalar içeren bir kanun. Bu sakıncaların en önemlisi önüne gelenin kitap basması diyebiliriz. Özellikle bu konuda çok sıkıntı yaşanıyor. Sıkıntı yaşamamak için doğru kitapları nasıl seçebileceğimize dair aklıma gelenleri şöyle sıraladım:
1- Okula giden bir çocuğunuz varsa ucundan kıyısından kitaplarla ilgilenmelisiniz. Birçok gazete kitap eki veriyor, sömestr ve yaz tatili öncesi bu ekler çocuk özel sayılarıyla çıkıyor. Orada önerilen, yeni çıkan, tanıtılan kitaplara mutlaka göz atın, beğendiklerinizi listeleyin.
2- Bu göz atmalar sayesinde birazcık da olsa yayınevlerine aşina olacaksınız. Hangi yayınevi neler basıyor, az da olsa bileceksiniz demektir. Böylelikle tamamen tüccar mantığıyla okullarla anlaşmak üzere kurulmuş dandik yayınevlerini tespit edebilirsiniz. Adını hiç duymadığınız yayınevlerine şüpheyle yaklaşın.
3- Öğretmenlerin önerdiği kitapları da hemen almayın. Ben de bir öğretmenim ve hiç kitap okumayan, özensizce ya da maddi çıkar karşılığı kitap öneren öğretmenlerin varlığından da maalesef haberdarım. Kitabı mutlaka araştırın, eğer belli bir yayınevi belirtilmişse, o yayınevini araştırın. Artık bu tip bilgileri bir tıkla bulabileceğimiz bir çağdayız. Örnek vermek gerekirse, oğluma ortaokuldayken Tolstoy'un İnsan Neyle Yaşar adlı kitabı ödev olarak verilmişti. Tolstoy öleli yıllar yıllar olduğu için bu kitabı yirmi farklı yayınevinden bulabilirdiniz. Biraz internet araştırması, birkaç kitapçı gezmesiyle kitabın çok acayip versiyonları olduğunu keşfettim. Tolstoy'un daha dindar olduğu bir dönemin kitabıdır bu ama bazı yayınevleri kahramanları neredeyse bismillah'larla filan konuşturmuştu. Bu da maalesef çok sık rastlanan sorunlardan biri. O nedenle en düzgün bulduğumu, İş Bankası Yayınları edisyonunu almıştım.
4- Aslında büyüklerin okuması gereken klasiklerin çocuklar için kısaltılmış versiyonlarından uzak durmaya çalışın. "Çocuklar için Don Kişot" mesela. Cervantes'in yazdığı Don Quijote modern romanın ilk örneğidir ve çocuklar için yazılmamıştır. Çocuklar için bunca kitap varken onu kuşa çevirip, biçimini içeriğini bozup çocuklara okutmanın ne mantığı var, bunca yıldır anlayabilmiş değilim.
5- Yabancı kitapların çevirmenine mutlaka bakın. Hatta çevirmeni var mı diye bakın çünkü birçok düzenbaz yayınevi "derleyen" ya da "düzenleyen" adı altında, farklı yayınevlerinden kopyala-yapıştır biçiminde kolaj yaparak yayınlıyorlar klasikleri. Yabancı dildeki bir kitabın çevirmeninin ve editörünün olması gerekir.
6- Çevirmeni de google'layın. Birkaç yorum sitesinde illaki adına rastlarsınız. Yukarıda bahsettiğim düzenbaz çevirmenlerin birçoğu ekşisözlük'te bu bilgileriyle yer alıyor mesela. Kötü çevirmen okuru kitaptan soğutur, cümleler akmaz, kitap ilerlemez, bir de bakmışsınız çocuğunuz kitap okumayı sevmediğini düşünmeye başlamış. Aman!
7- İyi çevirmen nerede olur? İşini hakkıyla yapan, insanlara emeğinin karşılığını veren yayınevlerinde. Yine birçok küçük yayınevi üniversite öğrencilerine çok ucuza çeviri yaptırıp, deneyimsiz çocukların yaptığı kötü çevirileri piyasaya salıyor. O nedenle klasikler konusunda kurumsal bir yayınevi olması önemli.
8- Bu bilgiler ışığında çocuk klasikleri için önerebileceğim başlıca yayınevleri İş Bankası Kültür Yayınları, Yapı Kredi Yayınları, Can Çocuk. Gerek kitap çeşidi, gerek çeviri ve editoryal çalışması, gerekse kitaplara yansıtmadığı dini ve siyasi görüşleriyle güvenebileceğimiz en kurumsal yayınevleri bunlar. Bazen baskıları olmasa da Remzi Kitabevi, Arkadaş Yayınları, yeni yeni çocuk klasiklerine başlayan Kırmızı Kedi'nin kitapları da önerilebilir.
9- Şunu da eklemek gerekiyor ki günümüzde çocuklar klasikleri okumakta zorlanıyor, sıkılıyor, hatta bir süre sonra bırakıyor. Çok zorlamayın. Klasik bir kitap okuyorsa yanında mutlaka eğlenceli bir şeyler de okusun. Bu çocukların doğduğu çağla o kitapların yazıldığı çağ birbirinden o kadar uzak ki! Yine de emin olun, kitap okumanın hazzına varırsa elbet okuyacaktır.
10- Son olarak, günümüz çocuk edebiyatı ayrı bir yazı konusu ama Günışığı Kitaplığı ve Tudem'e sımsıkı sarılın, bırakmayın, diyorum.

İyi okumalar...

Banu Yıldıran Genç
* Bu yazı blogcuanne.com'da yayınlanmıştır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi

Bir insanı tanımak mümkün müdür? * Öncelikle yazıyı romanın kilit noktasından bahsetmeden yazamadığımı söylemeliyim. Ortada bir ...