18 Mart 2016 Cuma

Kadınların Hınzır Bilgeliği

Kadınlardan yaşama dair tüyolar
Aganta Kitap Yaşasın Orgazm'dan sonra biz kadınlara bir güzellik daha yaptı ve aforizmalardan hoşlananlara yüzlerce ünlü kadından sözler içeren Kadınların Hınzır Bilgeliği'ni yayımladı. Dünyaca ünlü birçok kadından hayat dersi alabileceğimiz cümleleri bir çırpıda okumak, bazen feyz almak bazen lafı gediğine koymak için hep el altında tutmalık bir kılavuz.
Erkekler Mars'tan kadınlar Venüs'ten tarzı klişelere hiç inanmazdım, ta ki bir oğlum olana dek. Onu büyüttüğüm bunca senede toplumsal rolleri göz ardı etsek bile gözlemlediğim çok net bir gerçek var: Kadınlar konuşarak iyileşiyor, erkeklerse genelde susarak.
Yuval Noah Hariri'nin yazdığı, antropoloji üzerine çok iyi bir kitap olan Hayvanlardan Tanrılara Sapiens'te Homo Sapiens'lerin Neandartel'lere üstün gelip onları yok etmesinin başlıca sebebi “dedikodu” olarak veriliyor. “Dedikodu sıkça kötülenen ama aslında kalabalık gruplar halinde işbirliği yapabilmenin de temelini oluşturan bir beceridir. Sapiens'in edindiği dil becerisi ona saatlerce dedikodu yapabilme şansı verdi; kime güvenebileceğine dair bilgi, küçük grupların daha büyük gruplara dönüşmesine, dolayısıyla da Sapiens'in daha sıkı ve karmaşık işbirliği yöntemleri geliştirmesine yol açtı.”
Demek ki genellikle ayrımcı bir biçimde “dedikodu” yapmakla suçlanan kadınlar, konuşa konuşa ilerlettiler insanlığı çıkarımı eksik olsa da çok yanlış sayılmaz. O kadar eskiye gitmesek, Anadolu geleneklerine baksak bile kadınların konuşması ritüelini birçok olayda görürüz. Annenin evlenmek üzere olan kızıyla resmiyetten konuşamadığı cinselliği “yenge” anlatır, gelini hazırlar. En önemli misyonu çocuğu hayata ve zorluklarına hazırlamak olan masalları “nine” anlatır. Ölümü de doğumu da kendine özgü sözlerle karşılayanlar kadınlardır. Kadın, erkeğin tersine çocuğunu konuşa konuşa anlata anlata büyütür, bildiklerini gelecek kuşaklara aktarır.
Kadınların Hınzır Bilgeliği de bize Virginia Woolf'tan Madonna'ya, Marilyn Monroe'dan Rahibe Teresa'ya birçok ünlü kadının öğüt niteliğindeki sözlerini konu konu veriyor. Konu başlıkları Aşkın Tarifi'nden Güzellik ve Moda Efsaneleri'ne kadar çeşitlilik sergiliyor. Her konu başlığı kendi içinde de okurun işini kolaylaştıran bölümlere ayrılmış. Gerçek Aşk bölüm başlığı Gerçek Aşk Öldü alt başlığıyla başlıyor, Karasevda ve Evlilik Yeminleri'yle devam ediyor, Kırık Kalpler ve Boşanma bölümleriyle sona eriyor. Neredeyse hayatla aynı sırayı takip eden bölüm başlıklarında başka insanların birbiriyle çelişen sözleri de olabiliyor. Kimi aşkın sonsuzluğundan dem vururken, kimi aşkın olmadığını savunuyor. Kime, neye inanacağı okuyana kalmış.
Kitapta en çok hoşlandığım sözler Doğurmanın Gururu başlığında toplanmış. Etrafımız annelik ve bebek güzelleyen romantiklerle, tepemiz sürekli doğurmamız gerektiğini söyleyen iktidar sahibi erkeklerle dolu, neyse ki bu konuda gerçekçi davranmış kadınlar da var. “Bazen çocuklarıma bakıp kendi kendime, 'Lilian, bakire kalmalıydın,' diyorum” diyen Lilian Carter da “Annelik biyolojik bir gerekliliktir, babalık ise toplumun icadı.” diyen Margaret Mead de duygularıma tercüman oldular diyebilirim.
Kitapta en çok şaşırdığım ünlülerden biri George W. Bush gibi nevi şahsına münhâsır bir politikacıyı doğurup büyütmüş ve bolca da konuşmuş Barbara Bush oldu. Çocuğu hakkında “Hayret etmeden duramıyorum, bir zamanlar patakladığım çocuk bu mu?” ya da evlilik üzerine “İlk öpüştüğüm adamla evlendim. Çocuklarıma bunu anlattığımda kusacak gibi oluyorlar.” demesi doğrusu beni hem güldürdü hem düşündürdü. Bunları söylemesi patavatsızlık mı içtenlik mi karar veremedim ama ülkemizde bir cumhurbaşkanı annesinden hiçbir zaman duyamayacağımız bu itiraflara hayran kalmamak da elde değil.
Agatha Christie'nin evlilik üzerine “Bir kadının sahip olabileceği en iyi koca arkeologdur – kadın yaşlandıkça, adam onunla daha çok ilgilenir.” dediğini okuduğumda cinayetler kraliçesinin kendisinden küçük arkeolog kocasını ve ne kadar doğru bir seçim yapmış olduğunu anımsadım bir kez daha.
Kadınlar konuşurken hep böyle masum sözler edilmez, laf tabii ki erkeklere gelecek, e dil de az biraz kabalaşacaktır. Kitapta bunu en iyi özetleyen cümle Kathy Lette'den geliyor: “Vajinam konuşabilseydi tek bir şey söylerdi: Seni yalancı, sahtekâr, ikiyüzlü piç.” Amerikan başkanlarından söz açılmışken Hilary Clinton'ın da kocası Bill Clinton hakkında “Kapı önünde tutması zor bir köpek.” dediğini öğrenmiş bulundum. Başkanların anneleri de eşleri de bayağı afili laflar ediyor Amerika'da.
“Hikâyemizin sonunu bilmeyi çok isterdim.” demiş Simone de Beauvoir. Hikâyemiz zordur, erkeklerden daha zor, sonunu bilemesek de iyi bir hikâye olması için konuşur kadınlar, acılarını azaltmaya çalışır, birbirini iyileştirmek ister. Yeter ki yalnız olmayalım çünkü Toni Morrison'ın dediği gibi: “Dünyanın en yalnız kadını yakın bir kadın arkadaşı olmayandır.”

Banu Yıldıran Genç

Kadınların Hınzır Bilgeliği, Michelle Lovric
Aganta Kitap

285 s., Ocak 2016  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Kırık Segâh

Hem düne hem bugüne ait öyküler... Kâmil Erdem, 2016 yılında ilk öykü kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa yayımlandığında dikkatleri çek...