Son senelerde memleketten göçmek zorunda kalanlara,
Üç ülkeye dağılmış yüzlerce yıllık acı: Sınır
Yurt dışına uzun yıllardır hep uçakla çıkmışım, bu nedenle havaalanlarının o soğukluğu, bavul derdi, polis kontrolü filan bir ülkeden başka bir ülkeye geçmeyi sanırım tam olarak anlamamışım. İlk kez 2013 Kasım’ında arabayla Gümülcine’de yaşayan orta okuldan mektup arkadaşım Panagiotis’nin yanına gittiğimde gerçek bir sınır gördüm. Polis noktasını geride bıraktıktan sonra Meriç nehrinin üstündeki köprüde giderken kırmızı beyaz korkuluklar bir anda mavi beyaza dönüyor, işte sınır tam da orası. Çocuk oyunu gibi. İnsan işte uçak yolculuğunda değil de tam o noktada anlıyor sınır denen şeyin saçmalığını.
Kapka Kassabova’nın yazdığı Sınır’ı okuyunca, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye sınırlarında yaşayan insanların hikâyelerini dinledikçe dünyanın camını çerçevesini indirmek geliyor insanın içinden... Öyle bir çaresizlik, üzüntü, yüreğe öyle oturan sözler...
Karşıya geçemeyenler
Sınır, ergenlik döneminde ailesiyle birlikte Yeni Zelanda’ya, oradan da ileri yaşında kendi başına İskoçya’ya göçen Bulgar Kapka Kassabova’nın çocukluğunun geçtiği yerleri görmek istemesiyle başlayan ve tabii ki orada kalamayan bir belgesel kitap.
“O zaman ve şimdi karşıya geçmeyi başaramayanlara ithaf edilmiştir.” diye başlayan Kassabova o kadar incelikli bir biçimde kurmuş ki kitabını. Gezdiği, kaldığı, görüştüğü insanların bulunduğu yerleri gösteren bir harita var öncelikle, bu harita çok önemli çünkü kimin kimle karşı karşıya olduğunu, nerenin hangi ülke sınırında kaldığını ancak onun sayesinde anlayabiliyoruz. Yazar kitabını da oldukça farklı bir düzenle ilerletiyor. Her bölümden önce bir sözcüğün açıklandığı sayfayla o atmosfere giriyoruz. Bazen ortak bir sözcüğün terminolojisi, bazen şarkı sözü, çiçek adı, Balkanlara ait herhangi bir şey... Kassabova önce bu sözcüğü bize tanıtıyor, sonra ise o sözcükle bağlantılı bölüm başlıyor. Dört yüz sayfalık bu kitabı okumak kadar hakkında bir şeyler yazmak da zor. Sarmal düzenini, farklı akışını geçtim, her sayfada ayrı tarih, her bölümde ayrı ayrı insanların anıları, acıları dolu -ki yüzlerce yıllık acılardan bahsediyoruz bazen-, insan neyi anlatacağını seçmekte ve nasıl bir düzenle anlatacağını kurmakta zorlanıyor. Günlerdir kafamda bu düşüncelerle yaşıyorum, ne kadar aktarsam da bir şeyler eksik kalacak biliyorum ama 2020’de okuduğum en güzel kitaplardan biri olan Sınır’dan herkese bahsedesim var.
Ormanda kaybolanlar
Önce Yıldızlı Istrancalar’a gidiyoruz. Çocukluğunun peşinden gitmeye başlayan Kassabova bir çocukluk anısıyla başlıyor. Bulgar ailelerin yaz tatillerini geçirdikleri Karadeniz kıyısındaki Kızıl Riviera, ilk sınır bölgemiz. Ortalığın KGB, Çek ve Stasi ajanlarıyla dolu olduğu 1980’ler... “Doğu Almanlar, bölge sakinleri arasında ‘sandaletliler’ olarak bilinirdi, çünkü geceleri sandaletleriyle ve plaj kıyafetleriyle kumsallardan gizlice kaçıp adı Istranca olan karanlık kra-kra granitza ormanına dalarlardı.” Evet, sınırı geçmeye çalışanlardan ilk tanık olduklarımız Doğu Almanya’dan Türkiye ya da Yunanistan’a geçmeye çalışan ve genellikle başarılı olamayan Almanlar.
1961-1990 yılları boyunca sınır olarak orman boyunca uzanan ve ülkeyi komşularından ayırıp tecrit eden, elektrikli, dikenli tel duvar var: Klyon ya da resmi adıyla Tesisat. Tesisat’a ulaşabilmek, ormandan geçebilmek başlı başına olay zaten, yapabilen çok az çünkü askerler kadar hükümetin baskısı sebebiyle halk da komünizmden kaçmaya çalışan bu insanların peşine düşüyor. O kadar çok hikâye okuyoruz ki bu konuda, hediye edilecek Rus yapımı saat uğruna kurşuna dizilenler, yardım ettiği sanılıp da başına bir iş gelmesin diye uçurumdan atılanlar, buharlaştırılanlar... (O dönem Bulgar askerlerinin yok etme anlamına gelen jargonuymuş.)
Kapka Kassabova sınır köylerinde yaşayan neredeyse tüm erkeklerin, emekli sınır muhafızlarının bir biçimde sınırı geçirtmemeye dair anlatacak hikâyeleri olduğunu gözlemliyor. Buralar 90’lardan sonra bir türlü belini doğrultamayan yerler. İlahi adalet duygusu mu, dedelerin, babaların günahlarını çocuklarının çekmesi mi bilmiyorum ama hep bir yalnız bırakılmışlık hâli var, normal şeylerden bahsedermiş gibi anlatılan ölümlerin ardındaki vicdan azabı hissediliyor satırlarda.
1961-1989 arası kayıp yabancı turistlerin sayısı Bulgaristan İçişleri Bakanlığı’na göre 415. Kayıpların çoğu onları vuran askerlerin açtığı mezarlarda, sayı tabii ki çok daha fazla ama yargılanmış, hatta hakkında soruşturma açılmış kimse yok. Öncelikle Doğu Alman, sonra Çek, Polonyalı, Macar ve SSCB’ye bağlı devletlerden pek çoğu genç turistler... Kayıp.
Yazar bu sahil beldesinden uzun bir süre konaklayacağı Vadideki Köy’e gidiyor. Burası da Balkan tarihinin acısını epey çekmiş, güzel köy önce Kızıl Ordu’nun gelmesiyle yıkılmış, sonrasında ise Komünist Parti iktidarında tarımsal ortaklık adı altında halkı mahvedilmiş. Böylece 2000’li yıllara gelindiğinde “toprak zengini bu ülkeden hem köylülerin hem de şehirlilerin eşit derecede mülksüz oldukları bir toplum ortaya çıkmıştı.”
Bu köyde geçirdiği günlerde Kassabova, Büyük Ören adındaki arkeolojik bölgede Bulgar Komünist Partisi’nin başkanının ve Kültür Bakanı olan kızı Ludmila Jivkova’nın verdikleri zararlarla, delik deşik edilen dağlarla, define avcılarıyla ilgili bilgi alırken, nasıl her devlet birbirinden beter olabilir diye merak ettim açıkçası.
1989 sürgünü
Yazar daha sonra kendisine Trakya koridorlarından bir rota çiziyor ve Orta Trakya’yı şöyle anlatıyor: “Türkler, Sovyetlerle Yunanlar konusunda endişeliydi; Yunanlar, Sovyetlerle Türkler konusunda, Bulgarlarsa herkesten endişe ediyordu.” Tam da Paskalya’ya denk gelen bir haftada Kapka Kassabova’nın Trakya yolculuğu Edirne’ye doğru devam ediyor. Yol boyu karşılaştığı mülteciler, yürüye yürüye sınır polisine teslim olmaya çalışanlar, bir şekilde kendini sınırın ötesine atmaya çalışanlar yazarı şaşırtsa da sürekli bu yolları gidip gelen şoförler de yolcular da alışkın bir biçimde susmuşlar artık.
Şoför Ventsi’nin de eskiden sınır ordusunda olduğunu öğreniyoruz yolculuk sırasında. Ve artık Türkiye sınırına yaklaşmışken Balkan topraklarında yaşanmış bir başka sürgünün, acının konuşulma vakti geliyor. 1989’da dinlerini, isimlerini değiştirmek istemeyen binlerce Türkün yerlerinden yurtlarından kovulup Türkiye’ye gönderilmeleri. “Bir keresinde bir adamın, oğlunun boğazını kestiğine şahit oldum. Türk asıllılara karşı isim değiştirme kampanyasının yürütüldüğü zamanlardı. Çocuk yeni ismi alıp burda kalmak istemişti, babaysa isimlerini koruyup Türkiye’ye gitmek. Boğazı kesilmiş halde sebze tarhında yatan o çocuğu hiçbir zaman unutmayacağım.”
Edirne’de tanıştığı Ahmet’le Ayşe de uzun uzun anlatıyorlar hikâyelerini. Bir gecede Assen olan Ahmet ve Assia olan Ayşe, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri kıtada görülmüş en büyük nüfus hareketinin kurbanları olmuşlardı, üç yüz kırk bin insanla birlikte kendi devletleri tarafından barış zamanında sürgün edilmişlerdi. Ayşe hiç Türkçe bilmezken, Türk olduklarını dahi polis kapıya dayanınca öğrenmişken, Ahmet çat pat Türkçe bildiği için şanslıydı. Ahmet’le Ayşe göç yolunu, yıllarca yaşadıkları çadırları, prefabrik evleri, Türkçe kurslarını anlatırken Kapka Kassabova da dünyanın öbür ucuna göçünü hatırlıyor: “Yeni Zelanda’da ağaçlarla kuşlar farklıydı, yıldızlar yeniden düzenlenmiş, mevsimler tersyüz edilmişti, lavabodaki su ters yöne dönerek boşalıyordu. Baş aşağı dönmüş bir dünyaydı, öte yandan göçmen için dünya hep baş aşağıdır.” Sohbet anadillerindeki en anlamlı sözcükle sonlanıyor: Memleket.
İnsanın kendi memleketi de dahil olunca zaten farklı bir duyguyla okuyor, bu göçmenlik anıları boğazıma bir yumru gibi oturmuşken, Edirne’nin yegâne Hıristiyan mahallesinde Müslüman, Hıristiyan hep beraber kutlanan Paskalya’yı okuduğum satırlar bambaşkaydı. Bulgaristan’dan, Yunanistan’dan gelenler, ortada duyulan farklı farklı diller öylesine mutlu bir hava katıyor ki ortama... Peder Aleksander’ın sözleri gözyaşlarından önce okuyabildiğim son cümle oldu: “Sınırları olmayan bir Trakya. Tıpkı olması gerektiği gibi.”
Pomakların mekânı
Balkanlarda acı biter mi? Bitmez. Kassabova’nın bir sonraki durağı Rodoplar. Osmanlı zamanında düzenli bir biçimde Müslümanlaştırılan bir bölge. Pomak’ların yuvası. Uzun ömürlü bir Pomak’ın, ki aslında Rodoplar uzun ömürlü insanlarıyla ünlü, hayatı boyunca ismi üç kez değiştirilmiş. Bulgaristan, zamanında zorla Müslümanlaştırılan Pomakların isimlerini Slavlaştırırken, Yunanistan ise kendi topraklarındaki Pomakları tam tersine Türkleştirmiş. Sözüm ona biri İslam’dan öbürü Slavlıktan uzaklaştırmış. Yirminci yüzyılın başında zorla Hıristiyanlaştırılan bir Müslüman köyü o kadar bıkmış ki artık, serbest olduğu zaman da Müslümanlığa dönmemiş. Kapka Kassabova emekli bir madenci Hayri’yle tanışıyor, Hayri bu isimle doğmuşken 70’lerde Hari, sonra ise Zakhari olmuş.
Yüz yaşını aşmış insanlarla dolu Rodoplar bu uzun yaşamın sırrını arayan turistlerin uğrak bölgesi. Yoğurt mayalama yöntemlerine bağlayanlar varmış, bilemiyoruz tabii ama bölüm boyunca yazar 80 yaşında çobanlardan, dimdik yokuşları koşturarak çıkan nineler dedelerden bahsediyor. Yemyeşil huzur dolu bir bölge olması gereken Rodoplar tabii ki geçmişte yaşananlardan dolayı hem huzursuz, hem de bomboş kalmış. 1800’lerde silah kaçakçılığıyla ünlüyken, 1940’larda Bulgaristan’ın Kuzey Yunanistan’ı işgali sırasında epey acı yaşanmış, köylerde topluca öldürülen erkekler, ırzına geçilen kadınlar hâlâ konuşuluyor. İkinci Dünya Savaşı’nda ise yine Almanya’nın yanında yer alan Bulgaristan bu bölgelerden toplanan 11343 Yahudi’yi trenle ölüm kamplarına yollamış. O nedenle burada da babasının günahlarını ödediğini düşünen pek çok mutsuz insan var.
Rodopların Yunanistan kısmına geçtiğimizde ise bambaşka trajediler bizi bekliyor, Drama’da mübadiller hiç görmedikleri, ana-babalarının adını sayıklaya sayıklaya göçüp gittikleri İzmir’den bahsediyorlar. Her yerde acı, her yerde sürgün.
Rodop gezisi bazı kişisel sebeplerle kötü biten Kapka Kassabova bu dağlarda delireceğini hissedip tehlikeli olduğunu düşündüğü birinden kaçarken (ki sonra abarttığını ve bu psikolojiyi yaratanın insanı delirtmesiyle ünlü Rodoplar olduğunu düşünecek) mucizevi bir biçimde ırmağa ulaşıp Yunan mitolojisinden fırlamışa benzeyen Orfeus, Akhilleus ve Marta adındaki balıkçılar tarafından kurtarılıyor. Hayattaki tesadüfler hakikaten bazen inanılmaz.
Sakinleşmek için İskeçe’ye yakın Dünyanın Tepesindeki Otel adını verdiği yerde konaklıyor, tabii ki sakinleşmek mümkün değil çünkü hemen aşağıda mülteci kampı var. Kampın yemeklerini otel veriyor, Suriye’den, Afganistan’dan ve başka pek çok yerden kaçıp devletlerin pazarlıkları sonucu Yunanistan’a hapsedilmiş mülteciler bugünün göçmenleri ve geleceğin hikâyeleri.
Biz şimdilik geçmişin hikâyelerine devam edelim. Otelde Stefania’yla tanışan Kapka bu kez onu dinliyor. Stefania da mübadil, üstelik Karaman Rumlarından, dedesiyle ninesi tek kelime Yunanca bilmeden Rodoplara kadar göçmek zorunda kalmış. Bambaşka bir coğrafyada hayat kurmaya çalışan öğretmen dedesi Bulgarlar tarafından öldürülmüş. “Biri, Kapadokya’daki eski kiliselerinden bir avuç toprak getirmiş, Stefania da toprağı dedesiyle ninesinin mezarına koymuştu. ‘Hiç değilse öbür dünyada çocukluklarının memleketine kavuşacaklar.’” Mezara konan memleket toprağı sanırım tüm dünya insanlarını birleştiren imgelerden biri.
Yine Istrancalar
Kapka Kassabova’nın yolculuğu başladığı yerde bitecek, yani Istrancalar’da. Bu kez Türkiye tarafında Kırklareli’ne gelip Rodoplardan göçmüş Nevzat’ı dinliyor uzun uzun. 1970’te sınırın ötesindeki Bulgar çobana merhaba dediği için casusluk suçuyla on sene hapsedilen Türk çoban, her iki tarafta da dağlara, ormanlara gitmek için özel izin gerekmesi... Nevzat’la birlikte gittikleri Balaban köyünde dinledikleri... Sınır askerlerinin seneler boyu halka ettiği eziyetler, şimdinin derdi mülteciler... Bir coğrafyaya bu denli acı sığması inanılmaz.
Ve tabii hiçbir Balkan hikâyesi çingeneler olmadan bitmemeli. Kırklareli’ndeki Aya Nikola Manastırı’nın kırk yıllık gönüllü bekçisi Tako, Kapka Kassabova’nın son tanıklarından... “Tako yeni yetmeyken, ilk kız arkadaşını buraya getirmişti. O ilk öpücüğü hâlâ hatırlıyordu. Bir de ilk sigarasının tadını. ‘belki de kendi hatıralarımın muhafızlığını yapıyorumdur,’ dedi. ‘Kendi mutluluğumun.’”
Mitler diyarı Balkanlar
Kitabı okurken sık sık Kapka Kassabova karşımdaymış gibi “Yediğin içtiğin senin olsun, sen mitleri anlat.” diyesim geldi. Sağ olsun o da bu isteği yerine getiriyor bol bol, ne de olsa Balkanlar mitolojinin, mitlerin, paganizmin, bugün batıl diyeceğimiz pek çok inanışın geçmişten bugüne yoğun yaşandığı bir yer. O nedenle galiba kitapta en sevdiğim yerler bunlara ait anlatılar oldu. Kapka Kassabova özellikle mitolojiyi hikâyelerin içine çok iyi yedirebilmiş, daha en başta Rodoplar’daki Şeytan Boğazı’ndan bahsederek Orfeus’un yeraltı dünyasına buradan girdiğini söylüyor. İçeri girenin bir daha çıkamadığı bu diyardan tek canlı çıkabilen varlık Orfeus, ki o da Baküs perileri tarafından paramparça edilmiş ve cesedi Meriç nehrine atılmış. Suçu ise sınırları aşmak. “Dionysos’tan Apollon’a, kadınları sevmekten erkekleri sevmeye geçiş. Sınırları aşmak, tanrılar için bile güvenli değildir, nerede kaldı ki ölümlüler için güvenli olsun.”
Kitapta gezilen her yerden inanışlar var ama Istrancalar ve Rodoplar’ın eline kimse su dökemez diyebiliriz. Neler neler dinliyor, nelerin içinde yer alıyor Kassabova...
- Çamaşırlar gece dışarda bırakılmaz, onlara büyü yapan kadınlar var.
- Haç çıplak elle tutulmaz, tutarsan uğursuzluktur.
- Kilisedeki ikonalar senede iki kere Büyük Ayazma’da yıkanır, kutsanır, tütsülenir, allara bürünür, gezdirilir.
- Büyük bir kutsal geyik her yıl nehri boynuzlarıyla temizler, bunun için avlanmaları yasaktır.
- Kurban pişirilen ateşin közünde yürüyenlerin olduğu, ateşe tapan iki köy var ama şimdi bomboş.
- Zmey (biçim değiştiren ejderhalar) beğendiği kadınları kaçırıp onları yer altına alır, orada evlenir.
Hatta bütün bir otobüsün kulağına başka başka mitler anlattığı, ikonaların yıkandığı o büyük günde köy halkıyla Ayazma’ya gidiyor, közde yürüyecek olanları bekliyor ve antropolog Marina’yla sohbet ediyor. Bu özel gün aslında pagan inanışı ve Ateş-Güneş tanrısıyla Mağara-Gece tanrısının buluşmasıymış, bu inanışın Istrancalarda belki bin yıllardır sürdüğü söyleniyor. Marina’nın deyişiyle: “Ormanı tutukladılar. Yine de ateş kültü son dört bin yıldır ölmedi.”
İyileşmek - dönüşmek
Çocukluğunun peşinde geldiği Bulgaristan’dan bambaşka biri olarak ayrılıyor Kapka Kassabova, anlatısının içtenliğinden bunu biz okurlar rahatlıkla sezebiliyoruz. Önceleri birer mit olarak dinlediklerine Rodoplarda yaşadığı o korkunç geceden sonra inanmaya başlıyor. İki yıl aradan ve bu koca içsel/döngüsel yolculuktan sonra Marina’yla tekrar buluşup onun rehberliğinde şifacı bir kocakarıya gidiyor. Marina çok doğal karşılıyor yaşananları: “Dağ içeri girmene izin verdi. Şimdi de seni dışarı bırakmıyor.”
Şifacı nazar olmadığını, kurşun dökmek gerekmediğini ama ayak izlerini ters çevireceğini söylüyor. Sonuncusu hariç ilk iki kavram bizim için de oldukça tanıdık. Kapka ayak basılmamış bir toprakta, çıplak ayak, parmakları doğuya bakar bir durumda buluyor kendini. “Müzisyenler ve nestinari ateş ayininden önce doğuya döner. Ölülerin ayakları doğuya bakar. Güneş doğudan doğar.” Yazarın bastığı toprağı üç kez saat yönünün tersine bıçakla çizen ve bir şeyler mırıldanan şifacı, daha sonra o toprak barçasını çıkarıp ters çeviriyor. Böylelikle kötü enerji artık orada kalacak. Ama bir şey daha yapması gerek: “Git, Azize Marina pınarında yıkan.”
Böylelikle Kapka Kassabova istese yıllarca kalabileceğini hissettiği Vadideki Köy’den iç huzuruyla ayrılıyor. Geçen yıllarda sınırları aşmaya çalışan mülteciler de, devletlerin yanlış politikaları yüzünden huzursuzluk da artmış ama işte hayat... Herkes yaşamaya devam ediyor. Dinlediği acı dolu hikâyelerden, tanık olduğu yaşamlardan sonra en sonunda bir gün Kapka toparlanıyor, Azize Marina pınarına gidip önce tişörtünü lime lime yırtıp adak olarak ağaca bağlıyor, sonraysa pınarda yıkanıyor. Bir yolculuk böylece tamamlanıyor. Hep içinden geçtiği gibi ölmek için döner mi Bulgaristan’a, kim bilir?
Ve her şey bittiğinde kitabın başındaki o haritadaki yerleri ince ince, acısıyla tatlısıyla biz de gezmiş oluyoruz. İnsanın olduğu her yerde acı var, farklılığın olduğu her yerde sürgün, göç, katliam... Ne kadar alıştık desek de alışılacak şey değil, her hikâye göz yaşartıyor ama iyi ki yazanlar var. Kapka Kassabova insanları konuşturmakta da duyup gördüklerini aktarmakta da mahir, iyi ki dönüyor çocukluğuna da biz de bu olup bitenlere, yaşamlara tanıklık ediyoruz, iyi ki yazmış Sınır’ı.
Her sayfası yerel sözcükler, inanışlar, tarihi olaylarla dolu bu kitabı çevirmek gibi zor bir işin altından ustalıkla kalkabilen Seda Çıngay Mellor’u da unutmamak gerekiyor. İyi ki çevirmiş.
Genç bir yayınevi olan Salt Okur bu önemli kitabı iyi ki yayımlamış.
Son bir söz, keşke 1989’da buraya göçmek zorunda kalanların da hikâyelerini uzun uzun, sık sık okuyabilsek... Onlarsız bu büyük sürgün eksik kalıyor.
Banu Yıldıran Genç
* Bu yazı Ocak 2021'de Parşömen Sanal Fanzin'de yayınlanmıştır.


Dr. Ajayi ile tanışana kadar büyü yapmaya veya sihire asla inanmazdım, +2347084887094 numaralı WhatsApp üzerinden iletişime geçtim, evliliğimde sıkıntılı bir dönemden geçiyordum çünkü kocam 8 yıllık evliliğimizden sonra artık benimle hiçbir şey yapmak istemediğini söyledi, kocamı gerçekten seviyorum bu yüzden evliliğimde işleri yoluna koymak için yardım arıyorum, gezinirken bir adamın Dr. Ajayi'yi önerdiğini gördüm çünkü iş yerinde büyü ile terfi almasına yardım etmişti, Dr. Ajayi'ye ulaştım ve kendimi ona anlattım, tüm talimatlarını uyguladıktan sonra evimde huzuru sağlamak için yapmam gerekenleri söyledi, kocam fikrini değiştirdi ve mutlu bir şekilde yaşıyoruz ve bir daha boşanmayla ilgili hiçbir şeyden bahsetmedi. Herhangi bir ilişki sorunu veya hayatın herhangi bir yönü için bugün Dr. Ajayi ile iletişime geçin, sorununuza çözümler bulacaktır. Viber / WhatsApp numarası: +2347084887094 veya E-posta: drajayi1990@gmail.com
YanıtlaSilBu, bu güzel tanıklığı okuyan herkes için iyi bir haber. Evlilik sorunlarımı çözmek için bir çözüm arıyordum ve bu şekilde Alexandra Popp adında bir kadınla karşılaştım. Dr. Reethesh adında bir adam hakkında harika bir tanıklık paylaşıyor. Dr. Reethesh'in ilişkisini kurtarmasına nasıl yardımcı olduğunu anlatıyor. Alexandra Popp'un tanıklığını aşağıda okuyun. İlişkimiz kötü ve yetersiz iletişim yüzünden dağılıyordu. Dürüst olmak gerekirse, çok uzaklaştığımız ve aramızda çok fazla nefret olduğu için artık umudumuz kalmadığını düşünüyordum. Dr. Reethesh'ten rehberlik aldıktan sonra her şey değişmeye başladı. Sabırla iletişim kurmayı, güveni yeniden inşa etmeyi ve çatışmaları daha sağlıklı bir şekilde ele almayı öğrendik. Tavsiyeler pratik, dürüst ve günlük hayatta uygulaması kolaydı. Bir gecede gerçekleşen bir dönüşüm değildi, ancak bağlılıkla ilişkimiz yavaş yavaş her zamankinden daha güçlü hale geldi. Bugün birbirimizi daha iyi anlıyoruz, anlaşmazlıkları barışçıl bir şekilde çözüyoruz ve bir zamanlar kaybettiğimizi düşündüğümüz sevgi ve mutluluğu yeniden kazandık. Dr. Reethesh'in ilişkimiz üzerindeki olumlu etkisi için gerçekten minnettarım ve benzer zorluklar yaşayan herkese bu rehberliği memnuniyetle tavsiye ederim. Alexandra Popp'un tanıklığını okuduktan sonra Dr. Reethesh ile iletişime geçtim ve endişelerimi onunla paylaştım. Dr. Reethesh bana kocamı geri kazanacağımı garanti etti. Her şey bittikten sonra, dört ay önce bizden haber almadan ve bizimle iletişim kurmadan beni ve çocukları terk eden kocam, bana tek başına telefon ederek, bana yaşattığı tüm acılar ve endişeler için lütfen merhamet etmemi rica etti. Bugün eve geri döndü ve şimdi bana ve çocuklara iyi davranıyor. Siz de Dr. Reethesh ile iletişime geçerek evliliğinize huzur, sevgi ve anlayış getirebilirsiniz. Dr. Reethesh ile WhatsApp üzerinden iletişime geçin: +2349012999010 VEYA E-posta: reethesh60@gmail.com
YanıtlaSilKadınım beni terk edip başka bir adamın peşinden gittiğinden beri hayat bana adil davranmadı. Hayatımın bittiğini düşünüyordum çünkü artık hiçbir şeye odaklanamıyordum. Bu süreçte neredeyse kalp krizi geçirecektim. Ama Dr. Wale'nin tam zamanında imdadıma yetiştiği için minnettarım. Dr. Wale, her şeyi benim için çok daha kolay hale getiren kişiydi. Dr. Wale'yi internette bulduğumda, durumum hakkında onunla konuşmaktan çekiniyordum ama çekingenliğimin beni engellemesine asla izin vermedim. Kalbimle sevdiğim kadının sebepsiz yere beni nasıl terk ettiğini Dr. Wale'ye anlattım. Dr. Wale, kadınımı geri getirmeme yardımcı olacağına söz verdi. İşin tamamlanması için gereken her şey için Dr. Wale'ye ödeme yaptım. Üç gün içinde kadınımdan bana geri dönmeye hazır olduğunu söyleyen bir mesaj aldım. İlk başta şok oldum çünkü bu, telefonda ulaşamadığım ve beni tüm sosyal medya platformlarında engelleyen bir kadındı. Şimdi kendisi benimle iletişime geçiyor. Dr. Wale ise, yaptığı yanlışlardan dolayı onu suçlamamamı, kötü bir büyüyle kandırıldığını söyledi. Kadınımı geri getirebildiği için Dr. Wale'ye çok minnettarım. Eğer yardıma ihtiyacınız olursa Dr. Wale size de büyük destek olabilir. İletişim bilgileri: WhatsApp/Viber: +2347054019402 veya E-posta: drwalespellhome@gmail.com
YanıtlaSilDr. Reethesh ile eski eşinizi geri kazanabilir ve kısırlık sorunlarınızı çözebilirsiniz. Dr. Reethesh ile tanıştığımda, 32 yaşında kısır bir kadın olduğum için eşim benden boşanmıştı ve beş yıldır evliydim. Birçok hastaneye gittim ve görüştüğüm tüm doktorlar bana bir daha çocuk doğuramayacağımı söylüyorlardı. Doktorlar bana klamidya, bel soğukluğu ve rahim fibroidleri gibi rahatsızlıklarım olduğunu söylüyorlardı. Çocuk evlat edinmeyi öneriyorlardı. Yaşım itibariyle yıkılmış ve kafam karışmıştı. Evliliğimi nasıl geri kazanabileceğim konusunda yardım aramak için internete girdim ve Dr. Reethesh ile tanıştım. Dr. Reethesh ile iletişime geçtikten birkaç hafta sonra eski eşim eve geri döndü ve altı aylık boşanmanın ardından beni affetmemi ve onu geri almamı rica etti. Onu geri kabul ettim ve ardından Dr. Reethesh'e kısırlığımdan bahsettim, bana yardım etmesini istedim. O da doğurganlık büyüsü yaptı. Bana gönderdiği bitkileri kullandım. Ve bitkileri bitirdikten birkaç ay sonra hamile kaldım. Eşim beni hamile bıraktı ve yakışıklı bir oğul dünyaya getirdim. Şu anda yakışıklı bir oğlunun annesiyim ve evliliğimde mutluyum. Her şey Dr. Reethesh ve harika çalışmaları sayesinde oldu. Dr. Reethesh ile WhatsApp üzerinden iletişime geçin: +2349012999010. Veya E-posta: reethesh60@gmail.com
YanıtlaSilİşletmenizi finanse etmek veya herhangi bir amaçla acil krediye mi ihtiyacınız var? Sertifikalı, yasal ve uluslararası lisanslı bir kredi kuruluşuyuz. İşletmelere, şirketlere ve bireylere %3 gibi uygun bir faiz oranıyla kredi sunuyoruz. Kısa veya uzun vadeli kredi olabilir, hatta kredi notunuz düşük olsa bile, başvurunuzu alır almaz kredinizi işleme koyacağız.
YanıtlaSilBağımsız bir finans kuruluşuyuz. Yıllar içinde binlerce müşterimize çeşitli kredi türleri sağlayarak mükemmel bir itibar kazandık. Vatandaşlara ve vatandaş olmayanlara her miktarda garantili kredi hizmeti sunuyoruz. Kolay kişisel krediler, ticari/işletme kredisi, taşıt kredisi, leasing/ekipman finansmanı, borç konsolidasyon kredisi, konut kredisi gibi hizmetler sunuyoruz; kredi geçmişi iyi veya kötü olan tüm vatandaşlar ve vatandaş olmayanlar için. Yukarıdaki kredi teklifimizle ilgileniyorsanız, daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçmenizi öneririz. Bize şu e-posta adresinden ulaşabilirsiniz: (trustbridgefinancialservice943@yahoo.com) E-postayı alır almaz size yanıt vereceğiz.
Bugün sizin için sadece %3 faiz oranıyla hızlı nakit teklifi, tüm tutarlar ve para birimlerinde uzun ve kısa vadeli nakit, teminat gerekmez. Anında onay için hemen başvurun.
Her türlü kredi hizmeti sunuyoruz
💼 Sunulan Hizmetler
🏠 Gayrimenkul kredileri ve ipotek aracılığı
🚗 Bireysel ve taşıt kredileri
💼 İşletme ve ekipman kredileri
🌱 Yeşil krediler (elektrikli araçlar, güneş enerjisi ve ekolojik iyileştirmeler)
📊 Ticari gayrimenkul kredileri ve kendi kendini yöneten emeklilik fonları (SMSF)
🏡 Ters ipotekler ve yatırım kredileri
🧠 Finansal strateji ve destek
📌 Kişiselleştirilmiş destekle özel kredi çözümleri
Krediniz için Trustbridge Financial Service ile iletişime geçin WhatsApp: +2349124847559
Dr. Wale'nin hayatımı nasıl kolaylaştırdığı. Lise sevgilime aşıktım. Birlikte güçlü bir sevgi ve tatlı bir anlayışla büyüdük. Huzur içinde yaşıyorduk. Ama işler bizim için kontrolden çıkmaya başladı. Sevgilim benden çok uzakta, farklı bir şehirde çalışıyordu, bu yüzden iletişim kurmanın en iyi yolu telefonla konuşmaktı. Ancak beş ay sonra iletişimimiz yavaşlamaya başladı. Ne zaman arasam meşgul olduğunu ve işi bitince geri arayacağını söylüyordu. O gün geri aramadan bitiyordu. Bu durum aylarca devam etti, ta ki çalıştığı şehre sürpriz bir ziyaret yapmaya karar verene kadar. Onunla birkaç gün geçirdikten sonra sevgilimin ofisteki patronuyla bir ilişkisi olduğunu öğrendim. Bunu ona sormaya çalıştığımda, benimle işinin bittiğini ve artık devam etmemizi istemediğini söyledi. Bu sözler kalbimi paramparça etti, neredeyse intihar edecektim. Şehrime gitmeden önce tüm sosyal medya hesaplarından beni engelledi. İçimde derin bir acıyla şehrime geri döndüm, depresyondaydım ve onun davranışlarından dolayı ihanete uğramış hissediyordum. Aylarca acı ve kırgınlık içinde yaşadıktan sonra bir arkadaşıma sorunlarımı anlattım. Arkadaşım bana Dr. Wale'i tanıttığını ve Dr. Wale'in mutluluğumu geri getirebilecek tek kişi olduğunu söyledi. Evliliğinin bugün Dr. Wale'in yardımıyla mükemmel olduğunu söyledi. Dr. Wale'e ulaştığımda ve olan biten her şeyi anlattığımda, sakin olmamı ve tekrar mutlu bir adam olacağımı söyledi. Dr. Wale, gerekli malzemeler için ödeme yapmamı istedi. İki gün sonra eşim beni arayıp telefonda ağlayarak bana merhamet etmemi yalvardığında sihir başladı. Ona neden kötü davrandığını bilmediğini söyledi. Şimdi tekrar birlikteyiz ve eskisi gibi mutlu bir şekilde yaşıyoruz. Her şeyi mümkün kıldığı ve eşimi bana geri getirdiği için Dr. Wale'e çok teşekkür etmek istiyorum. Herhangi bir yardıma ihtiyacınız varsa, iletişime geçmeniz gereken doğru kişi Dr. Wale'dir. WhatsApp/Viber: +2347054019402 VEYA E-posta: drwalespellhome@gmail.com
YanıtlaSilDr. Wale, hem bana hem de aileme yaptığınız tüm iyilikler için size teşekkür ederim. Kuzenimin kız kardeşini eski erkek arkadaşıyla yeniden bir araya getirdiğiniz ve kardeşimin büyük ikramiyeyi kazanmasını sağladığınız için teşekkürler. Ayrıca, hasta olduklarında hem annemi hem de babamı iyileştirdiğiniz için size minnettarım; babamın felç kaynaklı ağrılarını ve annemin neredeyse hayatına mal olacak olan hastalığını iyileştirdiğiniz için teşekkür ederim. Kız kardeşimin hapse girmesine neden olabilecek bir davayı kazanmasını sağladığınız ve en yakın arkadaşımın kız arkadaşının ona geri dönmesine vesile olduğunuz için de ayrıca teşekkür ederim. Kuzenimin hayalindeki işe kavuşmasını sağladığınız için de size teşekkür etmek istiyorum. Eğer zihninizi kurcalayan bir sorun varsa ve en iyi, en hızlı sonuçlara ulaşmak istiyorsanız, başvurulacak en doğru kişi Dr. Wale'dir. Dr. Wale sorununuzu çözmenize yardımcı olacaktır; kendisi bugüne kadar pek çok insanın sorunlarını çözmesine katkıda bulunmuştur. Dr. Wale ile WhatsApp/Viber üzerinden +2347054019402 numarasından veya drwalespellhome@gmail.com e-posta adresinden iletişime geçebilirsiniz.
YanıtlaSilİşte Dr. Reethesh'in benim için yaptığı ve evimi kurtaran harika şey. Evliliğimde ciddi sorunlar yaşıyordum, eşimle aramda işler yolunda gitmiyordu, sürekli sebepsiz yere kavga ediyorduk ve bu sorun her kavgada neredeyse birbirimizi öldürme noktasına getiriyordu. Ama Dr. Reethesh'e şükürler olsun ki imdadımıza yetişti. O gün eşimle tartıştıktan sonra evden ayrıldı. O gittikten sonra kendime geldim. Sanki vücudumdan kötü bir şey çıkmış gibiydi. Bu yüzden kendime bir çözüm bulmam gerektiğini söyledim. İşte böylece internete girdim ve biraz araştırma yaptım, Dr. Reethesh hakkında birçok insanın kırık evliliklerini onarmasına nasıl yardımcı olduğuna dair iyi yorumlar buldum. Bu yüzden Dr. Reethesh'e ulaştım ve kendimi ona anlattım. O da gereken her şeyi yaptıktan sonra, bana eşimle olan sorunlarımızın arkasındaki kişinin eski kız arkadaşım olduğunu açıkladı. Eşimin yerini almak için beni yalnız bırakmasını istiyormuş. Dr. Reethesh'e çözümün ne olduğunu sordum ve bana ne yapılması gerektiğini söyledi. Bu yüzden gerekli tüm malzemelerin parasını ödedim. Dr. Reethesh işini yaptığında gerisi tarih oldu. Dr. Reethesh, eski kız arkadaşımın evimi yıkmak için yaptığı kötü büyüyü bozmayı başardı ve eşimle aramdaki her şeyi normale döndürmeme yardımcı oldu. Eşimle birbirimizden özür diledik ve barıştık. Bugün ben ve sevgili eşim hiçbir sorun yaşamadan mutlu bir şekilde birlikte yaşıyoruz. Dr. Reethesh'in yardımına ihtiyacınız varsa WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz: +2349012999010 veya E-posta: reethesh60@gmail.com
YanıtlaSil